Küresel İklim Değişikliği

Küresel İklim Değişikliği

Küresel İklim Değişikliği (KİD) Oksijen AR-GE'nin özel ilgi alanlarından biridir. Zira, bir yandan ormanlar KİD ile mücadelenin en önemli araçlarından biridir; Ormanlar atmosfere salınan karbonu biyokütlelerinde ve orman toprağında tutmak yoluyla KİD'e karşı savaşırlar, diğer yandan da KİD en çok ormanlar gibi doğal alanları etkiler.

KİD bugünden çok geleceğimizi etkileyecek olan bir olgu niteliğindedir. Ormanlara ve ormanları korumaya bugün yapacağımız yatırımlar KİD'in hızının ve etkilerinin şiddetinin azalmasına ve çocuklarımızın daha sağlıklı bir çevrede yaşamasına katkı yapacaktır.

Şimdi isterseniz KİD hakkında sıkça sorulan sorulara yanıtlar arayalım:

İklim değişikliği mi yoksa küresel ısınma mı? Hangisi doğru?

Aslında her ikisi de doğru. Küresel ısınma iklim değişikliğinin bir boyutudur. İklim değişikliği ise ısınma ile birlikte, örneğin yağış rejimlerinde meydana gelen değişiklikler, aşırı hava olaylarının şiddet ve sıklıklarındaki farklılşamlar gibi başka pek çok iklimsel değişikliği içeren daha geniş bir terimdir. Bilim adamları duruma göre her ikisini de kullanmaktadır.

Dünya ne kadar ısındı?

2017 yılı başı itibariyle dünya ortalama sıcaklığının küresel çapta kayıtların tutulmaya başlandığı yıl olan 1880'e göre 1 santigrad dereceden daha fazla ısındığı saptandı. Bu kulağa düşük bir miktarmış gibi görünse de, yeryüzeyindeki ortamala sıcaklık seviyelerini düşündüğümüzde sanıldığından çok daha yüksek olduğu anlaşılacaktır. Bu nedenle dünyanın pek çok bölgesinde buz kütleleri erimeye başlamış, deniz seviyesinde yükselmeler ortaya çıkmıştır. Yine dünyanın pek çok bölgesinde normalden daha sık olarak ve daha şiddetli seviyede aşırı hava olayları meydana gelmektedir. ABD'de son günlerde yaşanan Harvey ve Irma Kasırgaları ile İstanbul'da Ağustos 2017'de görülen şiddetli dolu olayı iklim değişikliği ile doğrudan ilişkilidir. Bilim adamları, yeryüzünde alışılageldik yaşamın devam edebilmesi için ısınmanın en fazla 2 santigrad derecede tutulması gerektiğini belirtmektedirler.

Sera etkisi nedir ve küresel ısınmaya nasıl yol açar?

Dünya gündüzleri güneş ışınlarıyla ısınır ve geceleri de karasal radyasyonla soğur. Geceleri karasal radyasyonla soğumanın belirli sınırlarda kalmasını sağlayan, havada uzaya doğru yayılan sıcaklığı yakalayıp yeniden dünyaya gönderen bazı gazlar vardır. Bunların başında karbondioksit gelmektedir. Eğer bu gazlar olmasa dünya çok daha soğuk bir gezegen olurdu. Bu gazların karadan uzaya doğru yayılan sıcaklığı yakalaması tıpkı bir serada olduğu gibidir. Seralarda da sera örtüsü aynı görevi görür. Bu nedenle bu gazlara sera gazları, etkisine de sera etkisi denir. Ne var ki, sera gazlarının miktarı özellikle endüstri devriminden beri hızla artmaktadır. Bunun en büyük nedeni fosil yakıt (petrol, doğal gaz, kömür) tüketimine dayalı endüstrileşmedir. Örneğin, günümüzde havadaki karbondioksit miktarı endüstri devrimi öncesine göre %43 oranında daha yüksektir. Bu nedenle de dünya her geçen gün daha fazla ısınmaktadır.

Sera gazı artışından insanlık mı sorumlu?

Kesinlikle evet. Dünya tarihinde havadaki karbondioksit seviyesinin artıp azaldığı çağlar olmuştur. Ancak bu artış ve azalışlar on binlerce yıllık periyotlarda gerçekleşmiştir. Günümüzde meydana gelen artış kesinlikle insan faaliyetlerinden kaynaklanmaktadır.

Doğal etkenler de ısınmanın nedeni olabilir mi?

Teorik olarak bu mümkün. Örneğin güneşte meydana gelen patlamalar artar ve güneş daha fazla ısıyı dünyaya gönderirse bir ısınma yaşanır. Ancak bilim adamları bu tür doğal etkenleri yakından takip etmektedir ve günümüzde meydana gelen ısınmada bu ve benzeri doğal etkenlerin herhangi bir rolü bulunmamaktadır. Küresel ısınmanın tek sorumlusu insan faaliyetleridir.

Neden bazı insanlar hala iklim değişikliği ile ilgili bilimsel bulgulara inanmıyor?

Bunun pek çok nedeni olabilir. Örneğin ABD'de iklim değişikliği konusunun Çin'in ABD'yi durdurmak için uydurduğu bir yalan olduğunu iddia edenler bulunmaktadır. Dünyanın pek çok yerinde büyük petrol ve kömür firmaları, benzer şekilde, iklim değşikliğinin gerçek olmadığını iddia eden düşünceleri yaymaya çalışmaktadır. İkllim değişikliğine karşı alınması gerekli önlemler genellikle büyümeci ekonomi politikalarıyla ters düştüğü için, ekonomik büyümeden en fazla pay alan toplumsal grupların (emek dışındaki diğer bütün ekonomik üretim faktörlerinin sahipleri) iklim değişikliği realitesine muhalefet etmek için gerekçeler aradıkları akıldan çıkarılmamalıdır.

Başımız ne kadar dertte?

İklim değişikliği nedeniyle daha şimdiden mercan resifleri gibi bazı hassas ekosistemler yok olmaya başladı. Ancak böyle giderse, iklim değişikliğinin daha şiddetli etkileri önümüzdeki 25-30 yıl içerisinde görülecek. Bilim adamlarına göre dünya tarihindeki altıncı kitlesel bitki ve hayvan ölümleri yaşanabilir, kutup buzullarının erimesi sonucunda dünyanın pek çok bölgesindeki kıyı bölgeleri sular altında kalabilir ve büyük göçmen dalgaları yaşanabilir. Halihazırda bütün bunların olmaması için yeterli önlem alınmış durumda değil.

Küresel iklim değişikliği beni doğrudan nasıl etkiler?

Farkında olalım ya da olmayalım küresel iklim değişikliği herkesi etkilemeye başladı. Özellikle aşırı hava olayları (alışılmadık şiddette fırtınalar, yağış rejiminde şiddetli değişiklikler, seller vb.), kontrol altına alınamayan orman ve yabanıl alan yangınları dünyanın her yerinde görülüyor. Önümüzdeki dönemde bu etkiler günlük yaşamda daha fazla hissedilir hale gelecek. Elbette, bütün sosyal sorunlarda olduğu gibi önce ve en fazla yoksullar etkilenecek.

Deniz seviyesi ne kadar yükselecek?

Normal olarak deniz suyu seviyesi her yüzyılda 30 cm kadar yükseliyor. Ancak günümüzde, küresel ısınma nedeniyle her 10 yılda 30 cm yükselmeden söz ediliyor. Bilim adamlarına göre sera gazı emisyonu bugün dursa bile deniz suyu seviyesinde yaşanacak olan 5-6 m'lik yükselmeyi durdurmak imkansız. Sera gazı emisyonlarıyla ilgili yeterli önlem alınmazsa bu yükselmenin 25-30 m'ye kadar çıkması olası. Bu durumda pek çok deniz kenarı şehir sular altında kalacak ya da hükümetler bunu engellemek için milyarlarca dolar harcayarak mühendislik önlemleri almak zorunda kalacaklar.

Yaşadığımız alışılmadık hava olayları iklim değişikliğiyle mi ilişkili?

Bilim adamları alışılmadık hava olaylarının neredeyse tamamının iklim değişikliği ile ilişkili olduğunu yaptıkları çalışmalar ile ortaya koyuyorlar. Söz konusu hava olaylarının yaşanmasındaki temel neden küresel ısınmanın havadaki ısı dalgalarını çok daha sık ve yoğun hale getirmesi. Bundan dolayı kıyı bölgelerinde daha şiddetli yağış, fırtına ve seller görülürken, deniz etkisinden uzak bölgelerde (örneğin Anadolu'nun içleri) ise daha şiddetli ve uzun süren kuraklıklar yaşanıyor.

İklim değişikliğinin gerçekçi bir çözümü var mı?

Elbette var. Ancak bunun için pek çok alışkanlığımızı değiştirmemiz gerekecek. Aksi takdirde iklim değişikliği alışkanlıklarımızı değiştirmemizi zorunlu hale getirecek. Ne var ki, bu seçenek pek çok acıların yaşanmasına da yol açacak. Gerçekçi bir çözüm için sera gazı emisyonlarını azaltmak ve sera gazı yutaklarını (başta ormanlar) artırmak gerekiyor. Sera gazı emisyonlarını azaltmak bir yandan enerji ihtiyacını azaltan ekonomik politikalara, diğer yandan da enerjiyi yenilenebilir (güneş, rüzgar, okyanus vb.) enerji kaynaklarından sağlayıp daha, çok daha az fosil yakıt kullanmaya dayanıyor. Sera gazı yutaklarını artırmak içinse ormanların korunmasına ve yeni ormanlar oluşturmaya çok daha fazla önem verilmesi ve kaynak aktarılması gerekiyor.

Paris anlaşma nedir?

2015 yılında Paris'te imzalanan anlaşma, sera gazı emisyonlarını belirli sınırlarda tutmayı, az gelişmiş ülkelere iklim değişikliğiyle mücadelede yardım etmeyi, sıcaklık artışının 2 santigrad dereceyi geçmesini engellemeyi hedefleyen bir anlaşma. Ülkeler bu anlaşma ile ilgili verdikleri taahhütleri her beş yılda bir gözden geçirecekler. Ne var ki, anlaşmanın üzerinden daha iki yıl geçmeden ABD Başkanı Tump ülkesini bu anlaşmadan çekeceğini açıkladı. Türkiye ise Paris'te anlaşmayı imzalamış olmasına karşın TBMM'deki onaylama işlemi henüz yapılmadığı için anlaşmanın tarafı değil. Türkiye de az gelişmiş ülkelere yardım etmek amacıyla kurulan Yeşil İklim Fonundan destek almak istiyor fakat anlaşmanın bu haliyle Türkiye'nin yardım alması söz konusu değil. Bu ve buna benzer nedeniyle Paris Anlaşması şimdilik hedeflerine ulaşmaktan epey uzakta.

Temiz enerji ekonomiyi olumsuz mu etkiler?

Güneş enerjisi, rüzgar enerjisi, hidroelektrik enerji gibi enerji üretim yöntemleri fosil kaynaklardan enerji üretmeye göre çok daha az sera gazı salımına yol açıyor. Kısa vadede bu enerji türleri daha pahalıymış gibi görünse de teknolojik ilerleme her geçen gün ucuzlamaya yol açıyor ve bazı alanlarda geleneksel enerjiden çok daha ucuz hale gelmeye başladılar. Ayrıca iklim değişikliğinin yarattığı sorunlarla ve sağlık problemleriyle mücadele etmek için harcanması gereken masraflar kısılmış oluyor. Bu nedenle, temiz enerji üretimi ekonomiyi kesinlikle olumsuz etkilemiyor. Üstelik bu alana yapılan yatırımlar yepyeni iş ve istihdam alanlarının ortaya çıkmasını sağlıyor. Örneğin, daha şimdiden ABD'de güneş enerjisinde istihdam edilen çalışanların sayısı kömür madenciliğinde çalışanları ikiye katlamış durumda. Temiz enerji nedeniyle ekonomide elbette bazı kaybedenler olacak: Kömür, petrol ve doğalgaz şirketleri.

Elektrikli otomobiller ilkim değişikliği açısından olumlu mu?

Elektrikli otomobiller petrol ürünleri kullanan otomobillere göre çok daha verimli oldukları için, otomobilin kullandığı elektrik kömür yakarak elde edilse bile iklim değişikliği açısından son derece olumlu. Temiz enerjiden elde edilen elektrikle çalışan otomobiller ise bu açıdan mükemmel bir ielerleme anlamına geliyor. Bazı ülkeler, bu nedenle, 2030'lu yıllarda petrol ürünleri ile çalışan otomobilleri bütünüyle yasaklamayı konuşmaya başladı bile. 

Karbon vergisi, karbon ticareti ne demek?

En yaygın iki sera gazı olan karbondioksit ve metanın ikisi de karbon içerdiğinden sera gazı emisyonu yerine karbon emisyonu terimi de kullanılmakta, karbon içermeyen sera gazı emisyonları da bu genel kavram içerisinde girmektedir. Karbon vergileri ya da karbon ticareti (veya karbon piyasaları) iklim değişikliği konusunda alınan ekonomik tabanlı önlem mekanizmalarıdır. Şirketler atmosfere saldıkları karbon emisyonu miktarına göre belirli miiktarda vergi ödemek zorunda kalmakta (karbon vergisi) ya da farklı şirketleri karbon emisyonu haklarını satın alabilmektedir.

İklim değişikliğine karşı ben bireysel olarak ne yapabilirim?

İklim değişikliğine karşı alınması gereken önlemler makro ölçekli önlemlerdir. Kollektif olarak alınacak önlemlerle bu sorunun üstesinden gelinebilir. Ancak, bu, bireysel olarak hiçbir şey yapamayacağımız anlamına gelmez.

Bireysel olarak karbon ayakizimizi azaltıcı önlemler alabiliriz. Karbon ayakizi, kişisel faaliyelerimiz sonucu ne kadar karbon salımına yola çatığımızı ifade eden bir kavramdır. Gereksiz lambaları kapatmaktan enerji tasarruflu ampul kullanmaya, daha az bireysel taşıtları kullanıp bisiklet ve toplu taşımaya ağırlık vermekten gıda israfını ve et tüketimini azaltmaya kadar bireysel bazda alınabilecek pek çok önlem bulunmaktadır. Gereksiz uçak ve kara taşıtlı yolculuklarımızı azaltmak, elektrikli ya da hibrit otomobiller kullanmak, çatılarımıza güneş panelleri yerleştirmek, akıllı termostatlar edinmek ve daha pek çok şey yapabileceklerimiz arasında. Fakat bunlardan çok daha önemlisi karar verme mekanizmalarına daha fazla katılım sağlayarak politika oluşturmada etkin olmak ve iklim değişikliğini önleyici politikaları zorlamaktır. Hiçbir şey yapamıyorsak bile iklim değişikliğine karşı daha hassas olan ve daha fazla önlem alacağını düşündüğümüz siyasi partiler destekleyebilir ve bu partilere oy verebiliriz.