Ormanlar kalkınmaya (!) kurban olsun (mu)?

Ormanlar kalkınmaya (!) kurban olsun (mu)?

Prof. Dr. Erdoğan Atmış

Ormancılık Politikası Uzmanı

Bu sene Orman ve Su İşleri Bakanlığı 21 Mart’ta Ankara’da yapacağı “Dünya Ormancılık Günü” kutlamasının sloganını “İnsan için orman, ekonomi için orman” olarak belirlemiş. Tam da mevcut iktidarın ormanlara bakışını simgeleyen bir slogan olmuş. Yetkilileri bu isabetli kararlarından dolayı kutluyorum.

Orman Genel Müdürlüğü 2003 yılında 7 milyon m3 endüstriyel odun üretmişken, bu rakam 2014 yılında iki katını geçerek 15 milyon m3’e ulaştı. Ne yazık ki hükümet, ormanlardan gelir sağlamayı ön plana çıkaran, fakat orman ekosistemlerine zarar veren bu artışı bir başarı olarak görüyor.

Ormanlar odun üretimindeki artış nedeniyle meydana gelen zararları bir şekilde giderebilir. Fakat ormanlarımızı bekleyen en önemli tehlike; ormanların ormancılık dışı amaçlar için kullanımının bu iktidar döneminde oldukça kolay ve yoğun hale getirilmiş olması. Mevcut iktidarın ekonomik büyüme odaklı kalkınma politikaları, orman, akarsu vb. doğal kaynaklardan sağlanacak gelirin en üst seviyeye ulaştırılmasını hedefliyor. Bu nedenle iktidarın bu politikalara göre oluşturduğu yeni mevzuat ormanlardan hemen hemen her türdeki ormancılık dışı yararlanmayı kolaylaştırıyor.

 

AKP hükümetlerinin başından beri yürüttüğü neoliberal politikalar ormanlara bir servet kaynağı olarak bakıyor. Kimi zaman Taksim-Gezi Parkı’nda olduğu gibi şehrin küçük de olsa son kalan yeşil alanları; otel, rezidans, cami, iş merkezi yapımı vb. amaçlarla yok edilmek isteniyor,  kimi zaman da ormanlar; havalimanı, çevre yolları, vb. gibi büyük altyapı projeleri ile rüzgar, hidro ve termik elektrik santralleri ve onların iletim hatları için tıraşlanıyor, madencilik ve otel, golf sahası vb. turistik amaçlar için gözden çıkarılıyor. “Maden”, “Turizm Teşvik” ve “Orman” kanunları ile bunlarla ilgili yönetmeliklerde yapılan değişiklikler orman alanlarının orman bütünlüğünü bozacak şekilde; maden, petrol, define arama, katı atık bertaraf tesisi, enerji santrali, spor tesisi, eğitim tesisi, üniversite, mezarlık, sağlık tesisi vb. birçok amaçla tahsisini kolaylaştırdı. Ormancılık örgütü yapılan tahsis başvuruları en kısa zamanda olumlu yanıtlamak zorunda bırakıldı. Hızla sayısı artan ve süresi 49, hatta 99 yıla bile çıkarılabilen bu tahsislerle birlikte orman alanları paramparça ediliyor.

Prof. Dr. Doğanay Tolunay’ın bildirdiğine göre; ormanlarda madencilik, turizm, eğitim, altyapı vb. ormancılık dışı amaçlar için yapılan tahsislerin sayısı 68.318’e,  tahsis edilmiş orman alanı miktarı 552.054 hektara ulaştı. Tahsis edilen bu alanlar her ne kadar artık orman ekosistemi niteliğini kaybetmiş olsa bile hukuksal olarak orman niteliği taşımakta. Üstelik bu alanlar, alansal olarak artıyor olduğu iddia edilen orman alanı rakamlarının içinde yer alıyor. Bu rakam, 22,3 milyon hektar olarak kabul edilen genel orman alanı içinde % 2.5’lük bir orman ekosisteminin yitirildiği anlamına gelmekte.   Belki önemli bir miktar olarak sayılmayabilir.  Fakat yapılan bu tahsislerin tek parça değil binlerce parçadan oluştuğu düşünüldüğünde orman ekosistemindeki parçalanmanın çok ciddi boyutlara ulaştığı anlaşılabilir. Yaptığımız bir çalışmaya göre; tahsis edilen maden sahalarının ortalama büyüklüğünü 2,5 hektar olarak bulduk. Yani ormanlarımız içinde binlerce 2,5 hektarlık maden sahası bulunduruyor ve bunun sonucu olarak orman ekosistemleri bütünlüğünü yitiriyor. Yaban hayvanlarının yaşam ortamları bozuluyor. Biyoçeşitlilik yok oluyor. Bir daha orman ekosistemine dönüşmesi çok zor olan bu alanlar, -anayasal engeller olduğu için- orman alanları içinde sayılmaya devam ediyor.  Ormanlarımız hızla yok olduğu halde, yetkililer yanıltıcı rakamlar üzerinden ormanlarımızı arttırmakla övünüyor.

Hükümet yetkilileri propaganda ortamı bulduğu her ortamda ormanları çok iyi koruduklarını,  üstelik arttırdığını anlatıyor. İçinde bulunduğumuz Ormancılık Haftası boyunca da ormanları nasıl koruduklarını, bir ağaç kesmişlerse 10 tane “ağaç” diktiklerini,  ağaçlandırmada dünyada ilk üçe girdiklerini, korunan alanları nasıl arttırdıklarını ballandırarak her yerde anlatacaklar. Bu ifadeyi sarf edenler; ormanın sadece ağaçtan ibaret olmadığını, canlı ve cansız varlıklar arasındaki karşılıklı ilişkiye dayanan, binlerce yılda hayat bulmuş doğal bir ekosistem olduğunu göz ardı ediyor ve nereye dikilip dikilmediği, ileride bir ağaca dönüşüp dönüşmeyeceği belli olmayan fidanları önce ağaç, sonra da orman sayıyorlar. Doğal ortamdaki binlerce tohumdan, birkaç yıl içinde yüzlerce fidan çıktığını, bu yüzlerce fidandan da yıllar sonra ancak sınırlı sayıda ağaç yetişebildiğini ve bu ağaçların da tek başına orman ekosistemi kurmaya yetmeyeceğini herhalde bilmiyorlar.

İşte bunu bilmedikleri için; tüm dünyada son yıllarda iklim değişikliği, su kıtlığı, biyoçeşitlilik, kırsal kalkınma, toprak koruma vb bir çok sorunun çözümünde önemli bir rol oynayan ormanları, sadece ekonomiye katkı yapmak gibi kısa vadeli hesaplar için yöneten ve bu varlıkları yok eden bir politik sisteme sahibiz. Ya bu yoldan vazgeçeceğiz ya da ormanları kalkınmaya (!) kurban edeceğiz. 

 

Not: Birgün Gazetesi'nde 21 Mart 2017 tarihinde yayımlanan bu yazı yazarın izni ile buraya aktarılmıştır. Görseller tarafımızdan eklenmiştir.

 

Prof. Dr. Erdoğan Atmış